Sesinizi Değil, Çıtayı Yükseltin: Mentor Zihniyeti

İpuçları
Ebeveynlik
Analizler
Yazar
Luiza Ejaz
Bu yazıyı paylaş

Geçtiğimiz günlerde, 10 to 25: The Science of Motivating Young People kitabının yazarı, David Yeager’ın bir konuşmasına katılma fırsatı buldum. Ergenleri motive etmekten ve özellikle de mentor zihniyeti olarak adlandırdığı yaklaşımdan bahsetti.

Yeager’ın konuşması, sona erdikten uzun süre sonra bile aklımda kaldı; belki de bana geçmişte bir ergen olarak nasıl hissettiğimi canlı bir şekilde hatırlattığı için; fark edilmek, değer görmek ve sürekli ne yapacağımın söylenmemesini istemek. Aynı zamanda o yaşlarda alınan kararların ya da yapılan tercihlerin uzun vadeli sonuçlarını ne kadar az önemsediğimizi de hatırlattı. Biz yetişkinler hata yapma korkusu, hastalık korkusu, ölüm korkusu ile yönlendiriliriz. Ergenler ise öyle değildir. Onlar için gelecek uzaktır. Önemli olan şimdidir.

Yüksek Beklentiler Artık Norm

En büyük çıkarımlarımdan biri şuydu: yüksek beklentiler kesinlikle hala revaçta. Ancak mutlaka destek ve güven ile gitmeleri gerekiyor.

Yeager üç farklı zihniyetten bahsediyor:

Koruyucu: Onları her türlü sıkıntıdan koruruz ve yüksek standartlarla strese sokmayiz. Şefkat gösterir, hatta mazeretler üretiriz ve performans göstermeleri için baskı yapmayız.

Uygulayıcı: Yüksek standartlarda ısrar eder ve bunlar karşılanmadığında sonuçları olsun isteriz. “Ben görevimi yaptım, ama onlar kendi görevlerini yapmadı.”

Mentor Zihniyeti: Kişisel olarak anlamlı ve yüksek bir standarda ulaşmalarına yardımcı olmak için onlarla ittifak kurarız. İş birliği yapar, rehberlik ve destek sunarız. Çıtayı yüksek tutarken şu mesajı veririz: Sana inanıyorum, bunu başarabilirsin ve oraya ulaşmanda sana yardımcı olacağım. Standartları düşürmeyiz ya da aşırı hoşgörülü olmayız. Potansiyelini gerçekleştirmen için sana destek olacağız.

Bu yaklaşım aynı zamanda ara sıra yaşanan başarısızlığı kabul etmeyi de gerektirir. Hatalar otorite için bir tehdit değildir

Ergenler Saygı ve Güç İster

Yeager’ın konuşmasında beni derinden etkileyen başka bir fikir de suydu: ergenler saygı ve söz hakkı ister. Oysa biz çoğu zaman her ikisini de ellerinden alırız.

“Grownsplain” yaparız.

Bu terime bayıldım: grownsplaining. Yetişkinlerin pek de fark ettirmeden kendilerinin daha üstün bir anlayışa sahip olduklarını varsayarak gençlerin bakış açılarını küçümsemelerini çok iyi anlatıyor.

Yetişkinler olarak bizi motive eden şeylerin onları da motive etmesi gerektiğini varsayıyoruz Önce biz empati göstermeden, onlardan empati bekliyoruz. 

Yıkmak Yerine İnşa Eden Geri Bildirim

Yeager, mentor zihniyeti hakkında etkileyici bir derslik örneği de veriyor.

Öğrenciler yazdıkları bir deneme üzerinde eleştirel geri bildirim alıyorlar. Yorumlar herkes için aynı. Ancak bazı öğrencilere ekstra bir cümle eklenmiş:

“Bu geribildirimi size veriyorum çünkü yüksek standartlarım var ve bunları karşılayabileceğini biliyorum.”

Bu tek cümle ölçülebilir bir fark yaratıyor. Bunu duyan öğrenciler, çalışmalarını gözden geçirmeye ve geliştirmeye daha istekli oluyorlar. Aslında geri bildirim değişmiyor, sadece çerçeveleme farklı. Öğrenciler yargılanmış hissetmek yerine, onlara duyulan güveni hissediyorlar. Eleştiri ise hayal kırıklığının değil, inancın bir göstergesi oluyor.

İşte bu mentor zihniyeti iş üstündeki hali:
Yüksek beklentiler, genç bir bireyin bu beklentilere ulaşabileceğine dair açık bir güven ile eşleştiriliyor

Biyoloji de hemfikir

Yeager, 10 to 25 kitabında, ergenlerin saygı ve statü konularına neden bu kadar güçlü tepki verdiklerini açıklamak için testosteron araştırmalarından bahsediyor.

Ana nokta şöyle: ergenlikte testosteron, statüye duyarlılıkla ilgilidir.

Araştırmacılar, testosterondaki artışların statü ile ilgili durumlarla bağlantılı olduğunu buldular: Statü kazanmak, kaybetmek veya elindekini savunmak. Ergenler, saygı gördüklerinde veya saygısızlığa uğradıklarında özellikle tepki veriyorlardı. Biyolojik sistemleri, statü ile ilgili durumlarda gerçekten daha aktif hâle geliyordu.

Bu, ergenlerin neden şu gibi durumlarda kalabileceğini açıklamaya yardımcı oluyor:

  • Kamusal utanç karşısında aşırı tepki vermeleri,
  • Kontrol edildiklerini hissettiklerinde direnç göstermeleri,
  • Ya da güvenle sorumluluk verildiğinde son derece motive olmaları.
Çıkarılacak ders ergenlerin “hormonlu ve irrasyonel” olması değil. Beyinlerinin, onur ve sosyal statüye önem vermek üzere kurgulanmış durumda olması.

Mentor zihniyeti perspektifinden bu nokta gerçekten çok kritik. Yetişkinler ergenlere tepeden bakıp grownsplain yaptığında ya da ergenlerin özerklikleri ellerinden aldığında, biyolojik bir statü-savunma tepkisi tetiklenebilir. Ama yetişkinler saygı gösterip, anlamlı sorumluluk verip yüksek standartları inançla çerçevelerse, ergenlerde direnç yerine motivasyonu tetiklerler.

Kısacası, testosteron araştırmaları Yeager’ın ana mesajını güçlendiriyor:

Ergenler yüksek beklentilere alerjik değil; alerjileri saygısızlığa.

Ebeveyn dırdırı üzerine yapılan araştırma:

Jennifer Silk ve Ronald Dahl tarafından gerçekleştirilen bir nörogörüntüleme çalışması ergenlerin ebeveyn eleştirisi duyduklarında beyinlerinin şaşırtıcı bir şekilde değiştiğini ortaya koyuyor: 

  • Duygusal merkezler çok aktifleşiyor
  • Düşünme ve kendini kontrol etme ile ilgili kısımlar yavaşlıyor
  • Sosyal kavrama düşüyor 
Kısacası, daha çok hissediyor ama daha az düşünüyorlar.

Verilen mesajı islemek yerine, ergenler duygusal olarak tepki verip tamamen kapanıyorlar.

Başka bir deyişle, eleştiri güçlü duygusal tepkiler tetiklerken, ergenlerin sakin düşünme veya ebeveynin bakış açısını değerlendirme yeteneğini azaltıyor. Mesajı içselleştirmek yerine, ergen beyni önce duyguyla tepki veriyor, sonra belki düşünüyor ya da hiç düşünmeyebiliyor.

Nihayetinde, mentor zihniyeti basit ama çok etkilidir: Çıtayı yüksek tutun ve onlar oraya ulaşana kadar yanlarında destek olun. Ve bu sadece ergenler için geçerli değil, çocuklar ve yetişkinler de benzer şekilde tepki veriyorlar.

İnsanlar saygı gördüklerinde, kendilerine güvenildiğini bildiklerinde ve insanlar onlara inandığında başarırlar. Bazen mesele daha fazla söz söylemek değildir; sözü yıkıcı değil, yapıcı bir şekilde söyleyebilmektir. 

Bubu Island ile Temasta Kalın!

Erken çocukluk gelişimiyle ilgili en son güncellemeler ve ipuçları için bültenimize abone olun.

baby in water on red background
Bubulander Magazin

En Yeni Görüşlerimizi Keşfedin

Küçük çocuklar için ipuçlarını ve aktiviteleri keşfedin.